Kapadokya’daki kaya çökmesi, bölgedeki müdahaleleri yeniden gündeme getirdi: Tek neden yağmur mu?

Kapadokya Göreme Açık Hava Müzesi yakınlarında bulunan peribacalarından bir tanesi önceki gün yıkıldı. Üç kişi yaşamını yitirdi, beş kişi yaralandı. Yapılan açıklamalarda, “Aşırı yağıştan kaynaklanan toprak kayması sonucu…” ifadeleri yer aldı.

Uzmanlardan açıklamaya tepki geldi.

Uzun yıllardır Kapadokya’da koruma odaklı tasarım ve uygulama faaliyetleri sürdürmekte olan mimar Aslı Özbay ve adını açıklayamadığımız Kapadokya bölgesinin uzman rehberi, peribacasının yıkılmasının asıl nedenlerinin yağış olmadığının altını çizdi. Özbay ve uzman rehber; Göreme ile Ortahisar beldelerini birbirine bağlayan, o zaman da çevrede tartışmalara yol açan 2.2 kilometrelik çift yönlü yolun yapıldığı döneme, otopark alanının yine ağır araçlar kullanılarak genişletilmesine ve kitle turizmine vurgu yaptı.

‘YAĞIŞ TEK NEDEN OLAMAZ’

Özbay, “Kapadokya’daki kaya oluşumlarının milyonlarca yıldır doğal aşınma ve erozyona uğradığı bilinen bir gerçek. Ancak son yaşanan kaya çökmesini yalnızca doğal süreçlerle açıklamak, bölgedeki yoğun insan müdahalelerini görmezden gelmek anlamına gelir” diyor ve ekliyor:

“Özellikle iki müdahalenin bu çöküşü tetiklemiş olabileceğini düşünüyorum: Bunlardan ilki, 2022 yılında açılan Ortahisar–Göreme yolu. Yaklaşık yedi ay gibi kısa bir sürede, ağır iş makineleriyle 133 bin ton kazı ve 37 bin ton dolgu yapıldığı söylenerek tamamlanan bu yolun, çevresindeki hassas kaya oluşumları üzerindeki etkileri yeterince sorgulanmadı. Aylarca, ağır tonajlı araçlarla süren kazı, hafriyat taşıma ve sıkıştırma işlemlerinin yarattığı titreşimlerin, zaten doğal çatlaklar barındıran ve yüzyıllardır oyularak kullanılan tüf kütlelerinin duraylılığını etkilemiş olması kuvvetle muhtemeldir.”

OTOPARK ALANI RİSK!

Özbay, ikinci tetikleyici müdahalenin ise yolun Göreme tarafında sona erdiği noktada, çöken kaya kütlesinin hemen önündeki otopark alanının yine ağır araçlar kullanılarak genişletilmesi olduğunun altını çiziyor. Özbay, “Güncel drone görüntülerinde bu alandaki kapsamlı zemin müdahalesinin izleri açıkça görülüyor. Tam ne zaman gerçekleştirildiğini ve ne kadar hafriyat yapıldığını bilemediğim bu çalışmanın, kaya kütlesinin dengesine etkisi mutlaka araştırılmalı” diyor.

Son dönemdeki yağışların da mevcut çatlaklar üzerinde tetikleyici bir rol oynamış olabileceğini belirten Özbay” asıl meselenin, doğal süreçlerin insan eliyle ne ölçüde hızlandırıldığı” olduğunu vurguluyor. Özbay, “Bu kaya belki de doğal koşullarda onlarca yıl daha ayakta kalabilecekken ardı ardına yapılan bu müdahalelerle çok daha erken çökmüş olabilir. Bunun kesinleştirilmesi bilimsel inceleme gerektirir. Ayrıca yol ve otopark düzenlemeleri birbirinden bağımsız müdahaleler değil, Kapadokya’yı giderek daha yoğun bir araç ve ziyaretçi trafiğine açan ‘kitle turizmi’ anlayışının parçaları bunlar” diyor.

TAMAMEN KORUNMALI

Yapılması gerekenleri ise şöyle anlatıyor uzman mimar Özbay, “Kapadokya’nın korunması, yalnızca peribacalarının kendilerini korumakla mümkün olamaz. Onları çevreleyen doğal topoğrafyanın, jeolojik dengenin ve bütüncül peyzajın da korunması gerekir. Bugünkü kaya kopmasını, doğanın kaçınılmaz sonucu olarak değil, son yıllardaki müdahalelerin birikimli etkileri olarak kabul etmek; konuyu bilimsel olarak araştırmak ve benzer kayıpların önüne geçmek gerek.”

‘RANT ALANINA DÖNÜŞTÜ’

Konuyla ilgili görüşlerini sorduğumuz Kapadokya Çevre Platformu sözcüsü ve belgeselci Mükremin Tokmak, bölgede geçmişte yapılan yol çalışmaları, kullanılan araç ve gereçler ile yola müdahale biçimi, alana zarar verecek büyüklükte ve yoğunlukta gerçekleştiğini belirterek “2002 yılı ve 2022 yılları arasında neredeyse her gün ben oralardaydım, geziyordum. Alanın hor kullanılmasını, insan sirkülasyonunu, araç yoğunluğuna bağlı olarak da çok ciddi bir yıpranma ve yorgunluk yaşadığını, o günlerde dile getiriyordum. Bugün de sonucunu görmüş olduk. Bu, tek başına yağmurla açıklanacak bir şey değil. O zaman Kapadokya’daki tüm peribacalarının, riskli peribacalarının hemen iki günde bir düşmesi gerekiyor” dedi. Kapadokya’nın rant alanına dönüştüğünü söyleyen Tokmak, “Çirkin yapılaşmalar, ticarileştirmek için turist karşılama yerleri, gece müzeciliği gibi absürt uygulamalar… Tamamen rant. Ekonominin içine düştüğü bunalımdan çıkarılması için insanlar gece de turizm yaparak para kazanmak, döviz çıkartmak gibi bir derde girmişler” ifadelerini kullandı.

3 MÜDAHALEYE DİKKAT!

Özbay, “Madde madde vermek gerekirse burada birbirini izleyen ve etkileri birikebilen üç müdahale söz konusu” diyor.

1- 2022 yılında Ortahisar– Göreme yolunun açılması: Büyük miktarda kaya ve toprak kazısı, dolgu, ağır iş makinelerinin hareketleri ve titreşimleri.

2- Yolun Göreme ucundaki otopark genişletmesi: Çöken kaya kütlesine yakın bir alanda yeniden kazı yapılması ve doğal topografyanın değiştirilmesi.

3- Yolun hizmete açılmasından sonraki yoğun kullanımı: Turizm araçları, otobüsler, ağır taşıtlar ve sürekli trafik yükü.

‘KİTLE TURİZMİ YAPILMAMALI’

Kapadokya bölgesinin uzman rehberi, kitle turizmine dikkat çekiyor: “Zelve Örenyeri’nin çoğu yerinde taş düşme riski olduğu halde, yerli ve yabancı turistler en tehlikeli bölgelerde, üstelik yasak tabelası olan yerlerde dolaşıyor, kontrol eden yok, görevli yok” diyor ve ekliyor:

“Aynı şekilde Paşabağ’da ‘Giriş Yasak’ diye tabelanın olduğu bir tepe var. Yukarısı deyim yerindeyse ana baba günü. Denetim yok. Yıkılma tehlikesi olan yerlerde kaç defa tırmanan insan gördük. Uyarı levhası olmasına rağmen.”

Rehber, Tturizmin bir türünün de kitle turizmi olduğunu ama bazı yerlerde kitle turizminin yapılmaması gerektiğinin altını çiziyor. Rehber, ”Ziyaretçi sayısı o turistik noktanın yıpranmasını, yoğun ziyaretçi sayısından zarar görmesini önlemek amacıyla sınırlandırılır. Kapadokya da böyle korunması gereken bir yer olduğu halde kitle turizmine dönmüş durumda. Hafta sonları, bayram zamanları yüz binlerce aracın doluştuğu ve doğal dokuyu mahvettiği bir yer artık Kapadokya” diyor.